Gad Nassi

Recent Publications

“Kendini ve ulusunu kurtar…” İ H T İ D A olayının düşündürdükleri

"Bundan akdem İzmir'den bir haham zuhur edip taifei yahud ziyade meyl ve rağbet etmelerile def'i fitne için Boğaz hisarına sürülmüş idi. Ol canibe yahudiler tecemmü edip itikadı batılları üzere bu bizim peygamberimizdir deyu baisi fitne ve ihtilal olacak mertebe ahvalları şayi olmakla hahamı mezbur emri padişahı ile Edirne'ye ihzar olunmuş idi.


Perde arkasındaki güçlü kişi: Gazzeli Natan

1662 yılının sonlarına doğru Sabetay Sevi, Rodos ve Kahire üzerinden Kudüs'e gelir. Amacı, buraya yerleşmektir. 1663 yılın Sonbaharında, Kudüs Yahudilerine maddi yardım sağlamak üzere, tekrar Kahire'ye gelir. 1665 yılının İlkbaharına kadar Kahire'de kalarak arada, Sara ile evlenir. Bunu takiben, Museviliğin dinsel kurallarını çiğnemeyle beliren taşkınlık davranışlarının nüks etmesinden kaygılanarak, içindeki şeytanı defetmek amacına yönelik, birtakım kabala uygulamarından medet umar.

Gazze ziyareti

Pic 01Gazzeli Natan1643/4–1680Arada, Gazze'de beliren Natan adlı bir Tanrı kulunun, insanlara ruhlarının saklı derinliklerini açıklama ve kendilerini huzura kavuşturacak yöntemleri uygulama yeteneklerine sahip olduğu söylentileri Kahire'ye ulaşır. Bunun üzerine Sevi, ruhsal bunalımlarından kendisini kurtaracağı ümidi ile, 1665 yılının Nisan ayında Gazze'ye gelerek Natan'la buluşur. Natan'a gelince, evvelce 1663 yılında Kudüs'te dinsel eğitim gördüğü sıralarda, Sevi'nin mesihlik iddialarından haberdar olmuş ve olasılıkla kendisini Kudüs sokaklarında görmüş ve bundan etkilenmişti. Bu aşinalığına bağlı olarak, Sevi'nin kendisini ziyaret etmesinden kısa bir süre önce, vecde geldiği bir deneyim esnasında, Sabetay Sevi'nin beklenen Mesih olduğu kendisine malum olmuştu.

Natan, kendisinden beklenen Sevi'yi ruhsal sükunete kavuşturacak bir hekim görevini yerine getireceğine, Sevi'nin ruhsal çalkantılarının aslında mesihliğinin tezahürleri olduğunu iddia eder ve onu bu yönde ikna etme yolunu seçer. Natan'a göre, Sevi'nin ruhsal çöküntü ve bunalımları, Mesih'in karanlıklar ve kötülükler alemine inerek, Tanrı'nın kutsal kıvılcımlarını kurtarmak ve böylelikle, kurtuluşu getirme görevinin bir ifadesidir.


Sabetaycılığın Arnavutluk’taki Mirası

Arnavutluğun Yahudi tarihi, Roma'nın Filistin Yahudilerini sürgün ettiği, MS 1. yüzyıl ile başlar. Eskilerde liman vazifesi gören Dardana'da, 1. yüzyıl ile 2. yüzyıl arasına ait bir sinagogun harabeleri bulunmuştur. Gezgin Benjamin de Tudela hatıratında, XII. yüzyıl sırasında Arnavutluk'ta Yahudi isimleri taşıyan kimselere rastlamış olduğundan, ve aralarında da Yahudi olduklarını söyleyenler olduğundan bahseder.


Sabetaycı Kabala’da Yaratılış ve Mesih

Pic 01Geçen sayımızda, Selanik kökenli Sabetaycı bir ailede Kuzu Bayramı sırasında kullanılmış bir şölen tepsisini takdim ederek, bu ürünün Pesah tepsisi ile olası benzerliğine dikkati çekmiştik.

Pesah Bayramı, Yahudi ulusunun esaretten kurtuluşunun öyküsünü simgelediğinden, ayni zamanda da, Mesih'in gelmesi ile gerçekleşecek kurtuluşu ve Yahudi Ulusu'nun yeniden ihya edilmesi kavramı ile de örtüşür. Diğer taraftan, Mesih'in gelmesi ile, Yaratılış inancında olduğu gibi bir karmaşalığın açığa çıkacağı ve bunu takiben Karanlığın Işığa değişeceği, Selamet günlerinin başlayacağına inanılmıştır. Daha once bu sütunlarda da belirttiğimiz gibi, Pesah gibi İlkbahar'da kutlanan Kuzu Bayramı, Mesih'in gelmesini ve Evren'in yaratılışını simgeler. Büyük bir olasılıkla da, Pesah Bayramının temel anlamı üzerinde yapılanmıştır. (bkz. "La Dulse"den "Kuzu Bayramı"na, Diyalog sayı 7)


Özgün bir Pesah Deneyimi

Edirne, Pesah 1668

Sabetay Sevi'nin ihtida etmesinden takriben birbuçuk yıl sonra, 1668 yılı Pesah Bayramını Edirne'de kutlaması sırasında yaşamış olduğu deneyim, Sevi'nin mesihliği yönündeki iddialarının yenilenmiş bir kanıtı olarak, sicillere kaydedilmiş bulunmaktadır. Bu olayı anlatan, kaybolmuş elyazısı bir belgede alttaki satırların yer aldığı nakledilmiştir:

Pic 01Edirne gravürü, XVII. yy.ın ikincı yarısı"... 1668 yılında, Efendimiz Pesah gecesi geleneğini masa başında uygularken, yirmi dört bin melek peydahlanarak kendisine seslendiler: Bilmiş olasın, sen Efendimiz, Kıralımız ve Mesihimizsin ..."

Ayni belgenin, günümüzde de mevcut olan suretinin ikinci bölümünde ise:
"Bilinsin ki... 1668 yılı Pesah gecesinde Tanrı, Ulvi Ruhunun gerçek Kurtarıcımız,  Efendimiz, ulu ve saf Kıralımız ve Mesihimiz Sabetay Sevi'de konaklanmasını... bizleri kurtarmak ve ihya etmek için  istedi. Bunun üzerine Kurtarıcımız O'na seslendi: ...Madem ki ahret günlerinin felaketlerinden çocuklarını korudun... ben de onların ihyasını üstleneceğim... Bunu üzerine Tanrı konuştu: Çocuklarıma olan merhametin benimkimin fevkinde. Bu felaketlerin yarısı yerine geldi; brak diğer yarısını onlar yüklensin ve sen eziyet çekme..." ifadesi yer almaktadır.


Dişi Iblis’in Gece Ziyaretleri ve Beyaz Izdivaçlar

Sabetay Sevi'nin mistik dünyasının ve bu arada davranışlarının, ruhsal bir bunalımın belirtileri oldukları birçok çalışmanın konusunu olusturmuştur. Hiç şüphesiz, günümüzde yaşamış olsaydı, zamanında uyandırmış olduğu heyecanı ve ilgiyi uyandırmayacaktı. Bununla beraber, ün kazanmış birçok kişinin tıbbi profili çizilmeğe çalışılmışsa da, bu kişilerin tarihteki yerleri, olayları ve tarihin akışını etkileme özellikleri ile belirlenmiştir. Nitekim, Sabetay Sevi de tarihteki konumunu, içinde yaşamış olduğu devrin inanç ve değerleri bağlamında uyandırmış olduğu ilgi ve buna bağlı tepkinin sonuç ve uzantılarına bağlı olarak edinmiştir.

Pic 01İzmir Limanı, Cornelis de Bruyn, 17. Yy.ın ikinci yarısıBu arada Sevi'nin, Mora Yarımadası'nın muhtemelen Patras şehrinden İzmir'e yerleşmiş bir aileden geldiğini; kökeninin  Aşkenaz, Sefarad, hatta Romaniot olabileceği hakkında farklı görüşler olduğunu belirtmekte yarar vardır. Bununla beraber, Sabetay'ın kendisi tamamiyle Sefarad olan bir ortamda büyümüş ve eğitim görmüştür.


“La Dulse”den “Kuzu Bayramı”na

Neden "la Dulse"?

Avram Galante'nin bildirmiş olduğu, İzmir ve civarında Yahudiler tarafından uygulanmış olan la Dulse geleneği, İbrani takvimine göre tekufot'a tekabül eden, İlkbahar mevsiminin  belli bir gecesinde, su içme yasağını içermekteydi.

Pic 01 Tekufot diye tanınan mevsim
değişikliklerini gösteren takvim.
Amsterdam, 1686.
İbrani senesinde, tekufa kelimesinin çoğul şekli kullanılarak, tekufot olarak tanınan, 4 adet tekufot mevcuttur. İlkbahar, Yaz, Sonbahar ve Kış olmak üzere, her biri, mevsimlerin değiştiği gündönümlerine rastlar.

Yahudilerin İzmir'de toplu olarak yaşadıkları mahallelerde haberciler, İlkbaharda gün ve gecenin eşit olduğu 21 Mart günününü 22 Marta bağlayan zaman dilimini kastederek, "Mirad ke a las oras ... es la dulse. Guadravos ke el Dio vos guadre" diye bağırarak, halkı su içmeğe karşı ikaz ederlerdi. Daha sonraları ise, bağırarak yapılan bu haber verme şekli, su içme yasağının bildirildiği ve işyerlerinde  dağıtılan kâğıt parçalarına değiştirildi. Zamanla ise, kayboldu.

Yahudi folklorunda mevcut bir inanca göre, mevsimlerin değiştikleri anlarda, suları bekleyen melekler de aralarında değişirler. Bu sirada, suların başı boş kalmasından istifade eden şeytan, suları zehirler. Bu inanca göre, bu zehirin etkisinden korunabilmek için, gecenin ayni sıralarında su içmemeğe dikkat edilmelidir.


Romanso’dan Ilâhi’ye: Meliselda

İzmir, 12 Aralık 1665. Ayni günün sabahında, Sabetay Sevi İzmir sinagoglarından birinde sabah duasını icra ettikten sonra, bir taraftar toluluğu ile, muhaliflerinin merkezi olan Portekiz Sinagogunun kapalı kapılarına dayanır. Bir balta ile kapıları parcalamaga baslarsa da, yetkililer kapıları açarlar.

Bunu takiben, İzmir'in Portekiz Sinagogu, tarihte bir eşi olmayan bir sahneye tanık olacaktır. Sevi, ayni güne ait olmayan bir duayı, sinagogdaki elyazısı Tora halkaları yerine, basılmış bir kitaptan okur. Gene, usule aykırı olarak, cemaat ileri gelenleri yerine, yakınlarını ve bu arada kadınları, dua bölümlerini okumak üzere kürsüye kaldırır. Geleneklere aykırı başkaca davranışlarda da bulunduktan sonra Sevi, Tora halkalarından birini kucaklayarak, altta metni verilen, eski bir İspanyol aşk şarkısı Meliselda'yı okuyarak mesihliğini ilân eder.

Meliselda
Esta noche mis kavalyeros Ansi traiya su kuerpo
durmi kon una donzellas komo la inieve sin pizare
ke en los dias de mis dias, las sus karas koloradas,
no topi otra komo eya. komo la leche i la sangre;
Meliselda tiene por nombre, las sus kaveyikos ruvios
Meliselda galana i bella paresen sirma de labrare;
A la abashada de un rio la su frente relusiente
i a la suvida de un varo, parese espejo de mirares;
enkontri kon Meliselda, la su nariz empendolada,
la ija del imperante, pendolika de notares;
ke venia de los banios, los sus mushos korolados,
de los banios de la mare, merdjanikos de filares;
de lavarse i entrenzarse, los sus dientes chikitikos,
i de mudarse una kamiza. perlas d’enfilares.

 


Fotograftaki Kadını Hatırlayan Var Mı?

İstanbul'da yayınlanmış olan Tasviri Efkâr gazetesinin 1 Haziran 1940 tarihli sayısında "Sabetay Sevinin İzmirdeki Evinde" başlıklı ve Kandemir imzası ile yer alan bir makale dikkatimizi çekmiş bulunmakta.

Pic 01Tasviri Efkâr
1 Haziran 1940
Sabetay Sevi macerası hakkında genel bilgilerin dışında, makalede yer alan, alttaki  satırları nakletmekte yarar görmekteyiz:

"Irgat pazarında Gündüz sokağındayız.Yüzleri renk  renk badanalarla tazelenmiş eski evlerin iğri büğrü kapıları önünde aileler öbek öbek çömelmişler, karşıdan karşıya konuşuyorlar,koşuşan çocuklarına bakarak gülüşüyorlar.

- El kortiyo de Sevi?

Bütün yüzler ve eller sağa, ayni istikamete çevrilerek ayni kapıyı gösteriyorlar:

- Aki! Ay!.. Aki!..

Daracık bir sokağın solunda, aydınlık ve çiçekli bir avluya açılan küçük ve eski bir kapının önündeyiz.


Shabbetaism And The Ottoman Mystical Tradition

In the 17th century all Jewish communities believed in the coming of the Messiah, and this provided the cornerstone for the entire Shabbatean movement. Its birth, development, and collapse within the bounds of. the Ottoman Empire, however, should not be seen as purely coincidental. There can be no doubt that the movement was influenced by local conditions, which Were responsible for the shape it took on. As the movement developed, its connection with the Ottoman environment and the influences upon it became more and more obvious.

Pic 01"Shabbetai Zevi. the False Messiah." is the inscription on an 18th century copper engraving from Germany in which the "Messiah" is seen wearing a Muslim turban. His apostasy astounded his followers, and disillusioned most of them. A minority, nevertheless, sought a theological justification for his conversion.The following paper will attempt to analyze the basic principles of Shabbatean mystical thought as compared with Ottoman thought and mystical weltanschaung.

Ottoman mysticism developed within the Shi'ite population of Anatolia, where it was most popular. Turkomanic groups, which still believed in pre-Islamic traditions, remained under the influence of the Shi'ite movement due to their geographic proximity and cultural associations with Iran. The Shi'ites in Anatolia are composed of groups called the Kizilbash and the Alevi. Institutionalization of Ottoman mysticism led to the rise of the Bektashi movement in the 13th century. Various streams of mystical belief grew up in Anagolia, each with its own distinguishing activities, all of them similar and providing continuity of thought. Beliefs popular among the Shi'ite population constituted the source of the mystical movement in Anatolia, where it found backing and encouragement.