Gad Nassi

Genç Türk Devrimi, Ma’minler ve Sionizm

Posted on September 26, 2013
Print Friendly

Sabeyayci kimliginin temeli genelde, üç yönlü bir yükümlülükten kaynaklanir. Bunlar alttaki sekilde özetlenilirler:

  • Yahudilige olan etnik aidiyet,
  • Sabetayciligin inanç ve kurallarina baglilik,
  • Türk ulusuna sadakat.

Tarih boyunca Maminler cemaatinin, Yahudilikle olan baglari devam etmis, hatta günümüze kadar ulasmistir. Sabetayci akimin varolus nedenini olusturan Mesih beklentisi ise, Yahudi dünyasinin temel ögelerinden biridir. Bu baglamda Maminler, Yahudi ulusunun kaderi ile özdesmisler ve bu kader – bilinçli olmasa da – kendi kimliklerinin de bir bölümü olmaga devam etmistir.

Olaylarin gelismesi de bu süreci desteklemistir. Israil ulusunun birkisim bilgeleri, sabetayci ilkelerle baglarini koparmayarak, açik ve sakli olarak, bunlarin savunucusu olmaga devam etmislerdir. Mübadelenin uygulandigi 1924 yilina kadar, bu toplumun en büyük çogunlugunun yasamis oldugu Selanik'te, etkin bir Yahudi cemaatinin ve hosgörü anlayisinin varligi, Maminlerin kendilerine özgü kimliklerinin devamini ve bunu gelistirmelerini olumlu bir sekilde etkilemistir.

Bununla beraber bu durum, XX. yüzyilin baslarinda Maminler toplumunun Filistin'de bir Yahudi devletinin kurulmasinda fiilen etkin olmak istediklerinin bir kaniti olarak kabul edilmesine yeterli degildir. Bunun bariz bir nedeni ise, ayni siralarda Filistin'in Osmanli ülkesinin bir parçasini olusturmus olmasidir.

Gene de ayni siralarda, Maminler toplumunun siyasal düzeyde üst seviyedeki konumlarina bagli olarak, bu toplumun Yahudilikle olan iliskileri hakkinda bir mitos yaratilacakti. Maminlerin gerçek gayelerinden uzak olmasina ragmen, bu ayni mitos, Sionizmin sürecini de etkileyecekti.

1908 yilinda Osmanli Imparatorlugu, Genç Türk Devrimine tanik olmustu. Bu devrimin temeli, Osmanli ülkesinde yasamakta olan uluslar arasinda esitlik, ifade egemenligi ve Osmanlilik kavrami baglaminda birlik ilkelerinde odaklasmisti. Ayni zamanda da, alti yüzyildan fazla bir tarih dilimi boyunca Osmanliyi yönetmis olan Osmanogullari hanedaninin mutlak hakimiyetine son vermekteydi.

Ayni siralarda Ingiltere, en büyük ve en önemli sömürgesi Hindistan'a denetimini kaybetme kuskusu ile karsi karsiyaydi. Zira, Hindistan'a ulasimin köprübasi konumunda olan Mezopoptamya ve Misir, Osmanlinin hakimiyeti ve siyasal etki alani içerisinde idi. Ayni zamanda da, Osmanli Imparatorlugu daha 1903 yilinda, Berlin ile Bagdat arasinda bir tren yolunun insasi için Almanya ile anlasmis bulunmaktaydi.

Pic 01Emanuel KarasuBunun yanisira, Genç Türk Devrimi, bagimsizliga erismek isteyen baskaca Asya uluslari için de, bir ilham kaynagi olusturmaktaydi. Ayrica, bu devrimin önderleri bu çabalarin gerçeklesmeleri ve bu arada da Misir'in Ingiltere'nin baskisindan kurtulmasi yönünde yönünde faal olmuslardi.

Ayni siralarda Almanya ise, Ingiltere'nin en büyük rakibi olarak önsirada yer almaktaydi. Bunun üzerine Ingiltere, Almanya'ya karsi Yahudi gücünün önemli bir etmen olacagina ikna olmustu.

I. Dünya Harbi'nde Ingiltere'nin Istihbarat Dairesi baskanligini yürüttügünde John Buchan, Genç Türk Devrimine ön ayak olan Ittihat ve Terakki Dernegini , bir Yahudi ve Çingene toplulugu , ayni zamanda da Beynelmilel Yahudiligin hizmetkâri seklinde betimlemisti. Yahudi sözcügü Mamin olan ve Maliye bakanligina atanan Cavit Bey'e, Çingene sözcügü ise, Dahiliye bakanligina atanan Talat Pasa'ya yönelikti. Ikisi de Genç Türk Devriminin önde gelen simalari arasinda idi.

Bu degerlendirme tamami ile, Istanbul'daki Ingiliz elçiliginin kendi Disisleri bakanligina göndermis oldugu raporlardan kaynaklanmaktaydi. Ittihat ve Terakki Derneginin üyeleri arasinda, birçok Selanik Mamini ve bu arada da, Yahudiler yer aldigindan, Ingiltere'nin Istanbul Büyükelçisi Sir Gerald Lowther, 1910 yilinda göndermis oldugu bir raporda, Ittihat ve Terakki Cemiyetini Yahudi Ittihat ve Terakki Cemiyeti olarak tanimlamis, ayni raporda da, Sark Yahudilerinin gizli güçlerin kullanilmasinda hüner sahibi olduklarini.. . belirtmisti. Talat ve Cavit için ise, Cemiyetin gizli güçlerinin resmi tezahürleri ifadesini kullanmisti.

Pic 02Mehmet CavitLowther, ayni siralarda Rusya'daki pogromlar yüzünden, Yahudilerin Rusya'dan ve Rus hükûmetinden nefret ettiklerini bildirmis ve Ingiltere'nin Rusya ile dost olmasinin beynelmilel Yahudiligi, Ingiltere'nin basdüsmani Almanya'ya yakinlastiracagini, ve böylelikle de Sionizmin ilkelerine hizmet edecegini vurgulamisti.

Lowther'in bu satirlari aslinda, uzun seneler Istanbuldaki Britanya elçiliginin tercümanligini yapmakta olan, Gerald FitzMaurice'in görüslerini yansitmakta idi.

Genç Türk Devrimi, 140.000 kisilik nüfusunun 80.000 kadarinin Yahudilerden ve 20.000 kadarinin da Maminlerden olusan Selanik'te filizlenmis ve burada kök salmisti. Ayni siralarda Selanik'te, Yahudilerin ve Maminlerin degerleri ile bagdasmakta olan genis bir Mason teskilati faal idi.

Genç Türkler, Abdülhamit'in parlamentoyu lagvetmis olmasina ve bir istibdat düzeni tesis etmis olmasina içerlemekte idiler. Yahudiler II. Abdülhamit'in Sionizme karsit olumsuz tutumundan haz etmemekte, Maminler ise, Masonlugun evrensel kardeslik ve hosgörü kavramlarinda ayni zamanda, mesihlik ilkelerinin bir ifadesini bulmakta idiler. Bu arada, Makedonya'daki Mason teskilatini yönetmekte olan Avukat Emanuel Karasu, Genç Türklerin Mason localarinin toplantilarinda bulusarak kurumlasmalarina olanak saglamaktaydi. Böylelikle, ayni localara ait olan birçok Mamin ve Yahudi de kendilerini Genç Türk hareketinin içinde bulmustu.

1909 yilinda, Makedonya'dan Istanbul'a yürüyerek Abdülhamit'i tahttan indirecek ve II. Mesrutiyeti tesis edecek olan Hareket Ordusunda 700 kadar gönüllüden olusan Musevi Taburu da yer almisti. Bunlar, Abdülhamit taraftarlari ile yapilan sokak çatismalarina katilarak, Devrimin gerçeklesmesinde faal olmuslardi.

Pic 03Hareket OrdusuGenç Türk Devrimini takiben kurulan ilk hükûmet, Mamin kökenli üç bakan ve bir bakan yardimcisi – Mehmet Cavit, Nüzhet Faik, Mustafa Arif ve Muslihittin Adil – ve bir Yahudi bakan – Gedalyau Abulafya – içermekteydi. Ayrica Nesim Ruso, Maliye Bakani yardimciligina getirimis ve baskaca bakanliklarin kilit mevkideki yetkilileri de Yahudilerden olusmaktaydi. Kurulan meclis ve senato üyeleri arasinda da, bes Yahudi bulunmaktaydi.

Bütün bunlar, FitzMaurice'te beynelmilel Sionizmin Devrimin arkasinda bulundugu ve Mason localari araciligi ile Ittihat ve Terakki Cemiyetini kontrolu altina almakta oldugu ve Devrimin imperialist zihniyetin hizmetinde Filistin'de bir Yahudi devleti kurma amacina yönelik bir komplo oldugu inancini uyandirmisti.

FitzMaurice'in varmis oldugu bu sonuçlar aslinda gerçekleri yansitmaktan uzak olup, belli basli üç yanilgidan kaynaklanmaktaydi:

  • Her ne kadar, Genç Türkler arasinda yer alan Yahudilerin sayisi, bu toplumun siyasal düzeydeki etkinliklerde olagan sayilarinin üstünde ise de, Osmanli Imparatorlugunda olaylarin sürecini etkileme güçleri gayet kisitli idi. Imparatorlugun parçalanmasi demek olan, Filistin'de bir Yahudi devleti kurma gibi hassas bir konuda ise suskunluk, açikça fikir belirtmege tercih edilen bir seçenekti. Maminler ise, Osmanli camiasi içerisindeki konumlarini güçlendirmek için yola çikmislar, fikirlerini açikça ifade etmeleri için zahiren bir engel olmamasina ragmen, Sionizmi açikça desteklemeleri için herhangi geçerli bir neden yoktu.
  • Almanya'ya gelince, Orta Dogu'da bir Yahudi devleti kurulmasi hususunda ne kadar istekli oldugu süpheli idi. Toprak kaybi ve hegemonyalari altinda bulunan uluslarin bagimsizlik tehditlerine, müttefikleri olmaya aday olan Osmanlilarin ne kadar duyarli olduklarini, Almanlar gayet iyi bilmekteydiler. Ayrica, Yahudilerin Filistin'e yerlesme girisimleri de, Almanya nezdinde ragbet görmedigi gibi, Ingiltere ile olan rekabette bunun agirligi da önemsenmekte degildi.
  • FitzMaurice'in Talât ve Cavit'in Almanya'yi desteklemekte olduklari iddiasi da vakialarla bagdasmamakta idi. Cavit, Ittihat ve Terakki'nin Ingiltere yanlisi bölümünün basini çekmekteydi. 1911 yilinda Churchill ile bulusarak, Ingiltere ile bir pakt imzalanmasini teklif etmisse de, bu teklifi geri çevrilmisti. 1914 yilinda, Osmanli Devletinin Almanya'nin yaninda harbe katilmasi yönünde bir çogunluk olustugunda da Cavit, muhalefette kalacakti. Ne Talât, ne de Cavit Almanya ile birlesmeye sicak bakmis ancak, mevcut yönetimdeki konumlarini muhafaza edebilmek için, buna istemeyerek razi olacaklardi.

Ingiltere Disisleri Bakanligi FitzMaurice'in varmis oldugu sonuçlari ve tavsiyelerini benimseyerek, 1913 yilinda Sokolov'la temasa geçerek, Sionizm hareketi içerisinde Ingiltere yanlisi bir bölümün tesis edilmesini saglamisti. I. Dünya Harbinin baslarinda FitzMaurice, Yahudi desteginin Ingiltere'nin harbi kazanmasini saglayacagi ve bunun gerçeklesmesi için Ingiltere'nin Filistin'de bir Yahudi devleti kurulmasi hakkinin Yahudi dünyasina taahüt etmesi gerektigi yönünde baska bir asilsiz kanaate sahip olacakti.

Buna bagli olarak, 1917 yili Berlin basininda, Ingiltere'nin Filistin-Misir köprüsü üzerindeki kontrolunu zayiflatmak amaci ile Almanya'nin Sionizmi desteklemesi yönünde bir makalenin yayinlandigi sirada, zaten bu seçenege sicak bakmakta olan Ingiltere, Yahudilerin Filistin'de bir vatan kurmalarini hakli gören, Balfour Beyannamesini ilan edecekti.

Insanlik tarihinde, Genç Türk Devrimi kadar büyük ümitler uyandiran, ayni nispette de hayal kirikliklarina ve uzun vadeli gelismelere yol açan olaylar enderdir. Terakki' yi getirmis olsa da Ittihat , paramparça olmustur. Osmanli hegemonyasi altinda var olan birçok ulus, isyan ederek kendi kaderini tespit etme ve bagimsizligi seçmis, böylelikle Osmanlilik ilkesi altinda birlik hayalleri ebediyen yitirilmistir.

Pic 04Nisan 1909da, İstanbul'da II. Abdülhamit'i tahttan indirerek, Meşrutiyeti yeniden tesis eden Hareket Ordusu, Taksim Kışlası önünde. Taksim civarındaki sokak çatışmalarına, Musevi Taburu da katılmıştıAydinliga kavusmasi gereken bir baska husus ta, Maminlerin neden Genç Türk Devrimine neden kolaylikla katilmis olmalaridir. Bu sorunun yanitini, Devrimin getirmek istedigi toplumsal ve siyasal düzenin, Mesihten beklenen kurtulus ve ihya kavramlari ile olan ortak yönleridir. Güncelliklerini yitirmis birtakim inanç dogmalari, Devrimin vâdetmekte oldugu ilkelerde, yerlerini dolduracak uygun bir seçenek olusturmaktaydi. Böylelikle, zaten bir süreden beri, cemaat olarak tecrit edilmekten bunalan ve kendilerine farkli bir kimlik yaratma çabasinda olan bu toplum, Ittihat ve Terakki'nin laiklik, ifâde hürriyeti ve esitlik ilkelerinin savunucusu, hatta da öncüsü olacakti.

Bu arada, II. Dünya Savasinin esiginde, Ben Gurion ve Ben Zvi gibi Sionizm önderleri, Genç Türk Devriminin ilkelerinden etkilenerek, Filistin'de Osmanli himayesinde özerk bir Yahudi devletinin kurulmasi olanagini benimsemislerdi.

Mehmet Cavit 1909 yilinda, Sionist liderlerden Jacobson ve Ruppin'le bulusarak, Filistin'de Yahudi yerlesimi konusunu görüsmüs; Talât ve Cavit'in yönetimindeki Osmanli Hükûmeti, 1911 yilinda Sionizme yardimci oldugu iddiasi ile düsürülmüs; ayni Hükûmet 1914 yilinda, Filistin'e Yahudilerin yerlesmesi ile igili kisitlamalari iptal etmisti. 1913 yilinda, Ingiltere'nin basarisizlikla sonuçlanan suikast girisimi, Cavit'le beraber, Emanuel Karasu ve Nesim Ruso'ya da yönelikti.

Cavit daha sonralari, kendisi gibi bir devrimci olan ve Mamin kökenleri oldugu iddia edilen Mustafa Kemale suikast tertibi suçlamasi sonucu, idam edilerek hayata veda edecekti


Kaynak:
  • Gad Nassi, The Young Turks Revolution, Sabbateans and the Zionist Connection , The Birth of a Myth , Los Muestros, 12, Brussels, 1993, pp. 20-21.
    http://www.gadnassi.com/the-young-turks-revolution-sabbateans-and-the-zionist-connection/
  • Sabetayci toplumun en yaygin ismi Dönme 'dir. Ayrica kendilerine Avdeti , Sazaniko ve Pasteliko isimleri de yakistirilmissa da, bunlarin hiçbiri bu toplum tarafindan benimsenmemistir. Sabetayci akimin basindan beri, kendilerini – Mümin, yani "inanan" karsiligi – Ibranice Ma'min kelimesi ile tanimislardir.
Filed under: Diyalog Leave a comment
Comments (0) Trackbacks (0)

No comments yet.


Leave a comment

No trackbacks yet.